Anasayfa / Türk Tarihi / Türkçe – Türk Dili – Oynanan Oyunlar
Türkçe – Türk Dili – Oynanan Oyunlar
Türk Tarihi

Türkçe – Türk Dili – Oynanan Oyunlar

Türkiye’deki safdiller (ya da aldatılmış hainler) diyor ki : “Dünya küreselleşti , dünya İngilizce konuşuyor.”
Cezayir , Tunus , Afrika kabileleri ise diyorlar ki : “Dünya küreselleşti , dünya dili Fransızca oldu”
Eski Sovyetlerdeki sözüm ona bizim akrabalarımız olanlar da (oralara gidince görüyoruz) diyor ki :”Hayır efendim, dünya dili Rusça oldu, eğitim dili Rusça olsun.”

Her biri böyle bir şey diyor , hangisi doğru ? Hepsi birden doğru olamaz , demek ki birilerine bir şeyler yutturulmuş.

Türkçe 2 bin kelimeymiş de , İngilizce 40 bin kelimeymiş.Sadece Kazak lehçesinde , yaşlı Kazak istatistikçi oturmuş , Kazak Türkçe sözlüğü hazırlamış ,daha ilk çırpıda 80 bin kelime koymuş bilgisayara.Yüzbinlerce kelime var Türkçe’de,dünyanın en büyük dili ve en üretken dili ve bilimin her dalına yetecek,bütün terimleri türetme kabiliyeti olan başlıca dil , matematik gibi bir dil.

Türkçe’ye kakışlanan her İngilizce bozuntusu sözcük , benim böğrüme batırılmış bir dikendir.Her türlü Türkçe söz ise (eskisi,yenisi) ağzında bir bal damlasıdır.

Yalnız İngilizce bilmekle öğünmek , diline “Anglomanlıca” özenti laflar sokuşturmak , işyerine İngilizce ad takmak , ve bütün bunlara temelden yol açan yabancı dille eğitime rağbet etmek , onu desteklemek , haysiyetini kaybetmişliğin , sömürge kafalı olmuşluğun baş göstergeleridir.

Biliyorsunuz Türkiye’de Bakanlar Kurulu sık sık değiştiği için , yeni bakanların resimleri çıkardı 20 sene evvel Milliyet Gazetesinde ; Türkiye’ye geldiğimizde bakardık resimlere .Vesikalıkların altında yazardı : “Evlidir , iki çocuk babasıdır , İngilizce bilir” diye.Biz de diyoruz ki ; “Allah , Allah ! “ Başka ne bilir acaba ? Mühendislik bilir mi ? İktisat bilir mi ? Devlet idaresi bilir mi ? Hukuk bilir mi ? Bunlardan bahis yok.Demek ki İngilizce bilmek bakan olmak için baş marifet sayılıyor!
[ Nev York’un Harlem mahallesinde bir sürü gariban zenci var , onlar da İngilizce biliyor… ] Biliyorsa bilsin bana ne ? Meraklıysa bilsin ; bilmesin demiyoruz.İşine yarıyorsa kolayca öğrenirsin gerektiği kadar.Ama , bana önce , senin bilimden , matematikten , bilgisayardan haberin var mı ? Türk tarihini ne kadar iyi biliyorsun ? Türk dilini iyi kullanıyor musun ? onlardan haber ver.

Adam Türk üniversitesine öğrenim üyesi olacak İngilizce’den imtihana giriyor. Bakalım , bir Türkçe’den imtihan et aday Türkçe biliyor mu ? Sözüm ona “Türk” üniversitesi olan yerde Türkçe bilmeyen Hoca’nın işi ne ?

Sadece Tarzan İngilizcesi bilmekle adam olunmaz , ancak Anglo-Sakson sömürgesinde sömürgecinin hizmetkarı olunur.

Afrika’nın falanca kabilesi Fransız sömürgesi , hala da öyle , bunların hepsi üniversite okumaya Fransa’ya gidiyor , Türkiye’den de Fransa’ya gidilecek değil ya , bizden de Amerika’ya gidilir.Bu böyle olur.İngiliz sömürgesi kabileler , İngiltere’ye yönelir.Tabiat kanunu.Eski Sovyet Cumhuriyetlerinde ahalinin aklı fikri Moskova’ya gitmekti.

Batı üniversitelerinde tanınmış profesör olan birçoklarına (afedersiniz ama) bilimdeki o işleri ben öğrettim ; ite kaka doktoralarını yaptırdım , kaç ülkeden.
[ Bu sözden kasdım “ben,ben” demek değil , haşa! Bu sözdeki “ben” , Büyük Türk Ulusu’nun bir cüz’ü olarak “ben”.]

Türkiye desin ki ; “Ben niye Avrupalı olacakmışım ? Sizin tarihiniz katliamlarla doludur , 200-300 senelik bir tarihiniz var,o da öyle hunharlıklar ,barbarlıklar , yamyamlıklardan geçer,bugün bile öylesiniz.”
Birden elektronik aletleri kullanmayı öğrenmiş ama insanlıktan uzak barbarlar.Onları da küçümsemiyoruz da , şu Batılı’ya iyi bir bakın , tanıyın.Ben niye onlar gibi olayım ? Onlar benim tarihime , manevi değerlerime , dilime ,derin kültürüme ve insanlık anlayışıma özeniyor.

Orta Çağ sonunda bu Avrupa’ya , bu kara cahil , yobaz , temizlikten haberleri olmayan , vebadan kırılan perişan Avrupa’ya bilimleri öğreten Türklerdir.Matematiğin bir çok dalını icat eden Türk matematikçileridir.Bir çok , bir tane değil.Uluğ Bey’i bilirsiniz, “logaritma” , “algoritma” laf ve kavramlarının ”El Harezmi” , yani “Harzemli”den geldiğini bilir misiniz?Batı’nın kitapları yazıyor , ama bir türlü “Türk” diyemiyor, dili varmaz.”Arap matematikçisi El Harezmi” diyor da , sonra ekliyor : “Özbekistanlı’dır” , yani Türkistanlı.İnsaf artık. (Biz bu batıdan mı medet umuyoruz?)
Batı’ya cebiri de , kimyayı da , gökbilimi de , ruhbilimi de biz öğrettik.Kendimizi,tarihimizden,atalarımızdan aldığımız manevi güçle , ileriye bakarak toparladığımız zaman Batı’ya , dünyaya , gene çok şey öğretiriz.

Bizim tarihimizden gelen bir de “gönül” tarafımız var, insanlık tarafımız var.Batı’ya kaç kere öğrettik , yine unuttular , yine öğretmek bize düşüyor.

Türk vatan severleri yurtseverleri , Türk ve Atatürk milliyetçileri / ulusçuları :

– Türkçe’ye sahip çıkmak , Türkiye’ye , Türk Kimliğine , Kültürüne , Türklüğe sahip çıkmak demektir.

Birbirimize düşmekten vazgeçeceğiz ve birilerinin İngiliz atıyla Üsküdar’a geçmesine izin vermeyeceğiz.

İngilizce ile eğitimi Türkiye’de Amerikan , İngiliz misyonerleri başlattı.İngiliz’in 250 yıllık hedefi : Dünyadan Türk adını silmek , hem Türkiye’de hem dışarıda.Hem Haçlı kafası , hem de ödleri kopuyor , Türklerin hepsi kendini toparlarsa , kaynaklar ellerinde , pazarlar ellerinde , Avrupa batar.Avrupa’da bir şey yok ki ; ne kaynağı var , ne pazarı var , bir şey yok.Türk ve Müslüman ülkelerden geçiniyor Batı, Türkler bir uyansa Avrupa’nın işi bitti , bizden yardım dilenecek.Onun için adamların niyeti “Türk” lafını tarihten silmek.Silmek için yapacağın iş bellidir : Eğitim dilini İngilizce yaparsın , bir iki nesil sonra Türkçe biter.Türkçe bitince “Türk” lafı biter.Ne Türk kimliği kalır , ne kültürü , ne tarih bilinci , ne kendi ülkelerin.Gayet basit.Tarihte örnekleri çok.

İngilizce Öğrenmenin Yolu

Kendi aklının sahibi olan , yani Uganda , Filipinler gibi sömürgeleşmemiş tüm dünya ülkelerinde yabancı diller gece veya yaz kurslarında , görsel-işitsel dil laboratuarlarında , okullarda ayrı yabancı dil derslerinde öğretilir ve gayet iyi sonuç alınır.

Yabancıların oyununa gelmemiş hiçbir ülkede yabancı dil öğretiyoruz diye ülkenin dilini kaldırıp atıp da okullarda çeşitli dersleri yabancı bir dilde yapmak şeklinde bir yabancı dil öğretme yöntemi yoktur.Her yerde bu yabancı dil eğitimi yerine yabancı dille eğitim bir ülkeye , bir ulusa yapılabilecek en büyük hainlik , en büyük alçaklık ve bir insanlık suçu olan “kültürel soykırım” sayılır.Dolayısıyla her bağımsız , her şerefli ülkede yabancı dille eğitim o ülkenin anayasasına aykırıdır , bu konuda hiçbir taviz verilmez.

Türkiye’de 1954’e kadar İngilizce ile eğitim yapan hiçbir Türk okulu yoktu.Zaten bu her devirdeki anayasalarımıza , Atatürk’ün “Tevhid-i Tedrisat” kanununa , Lozan’a tamamiyle aykırıydı ; halen de öyledir.Atatürk eğitim dilinin tümüyle Türkçe olması üzerinde ısrarla durmuş , eğitimin ‘milli eğitim’ olmasının baş şartını buna bağlamıştır.

Atatürk milli bir eğitim içinde yabancı dil nasıl öğretilir örnek olsun diye 1930’larda Türk Eğitim Derneği’ni kurmuş , onun özel okulu Ankara Yenişehir Lisesi’nde haftada 10 saat yabancı dil dersi konmuş ( bugün takviyeli yabancı dil denen düzen ) ama bütün dersler güzel bir Türkçe ile verilmiştir.1954’te ne yazık ki benim şahane okuluma yabancı çengeli atılmış , Atatürk’ün örnek okulu İngilizce ile eğitime geçen ilk Türk okulu oluvermiştir.Bir kaç yıl sonra da “Anadolu Liseleri” aldı yürüdü.Arkasından Ortadoğu , sonra alıştıra alıştıra Boğaziçi , derken Bilkent , sonra sayısız özel okullar vb…Kimse bu gidişin tesadüfen veya cahillikten veya talepten olduğunu sanmasın.Bu 2000 yıl önce Romalıların Keltlere , 1890’da İngilizlerin zorla İrlandalılara yaptığı tarihten silme oyununun aynıdır.Tarihteki acı misaller gösteriyor ki , bir ülkede eğitim dilini yabancı dile çevirmek oyunu anaokullarına indikten bir buçuk nesil sonra o ülkenin kendi dili kayboluyor , ana babalar kendi çocukları ile kendi dillerinden konuşamaz oluyorlar , az sonra da o ülkenin , o ulusun adı bile tarihten siliniyor.

İşte Türkiye’ye biçilen kaftan , daha doğrusu kefen budur.Türk dili bitince (ki hızla bitiyor!) ne Türkiye Cumhuriyeti kalır , ne tarihteki on bin yıllık Türk varlığı ve adı.

Yabancı dille eğitimi Türkiye’den tümüyle silip atmak bu ülkedeki her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının , her gerçek Atatürkçünün , her gerçek milliyetçinin , her gerçek solcunun , her gerçek din ve gönül ehlinin , her gerçek hümanistin , her gerçek laik ve çağdaşın , her gerçek bilimcinin , her gerçek eğitimcinin , her şerefli basın-yayın mensubunun , her gerçek dünya vatandaşı eğiliminin , her Türk gencinin birinci davası olmalıdır.

Çünkü :
· Bu ülkenin bütünlüğü , bu ülkenin dünya yüzündeki haysiyeti , şerefi , itibarı , dünya ülkeleri arasındaki eşitliği Türkçe’nin varlığına bağlıdır.
· Atatürkçü olmanın temel şartı Türk diline , Atatürk’ün “Türk kültürü içinde çağdaşlaşmak” ana ilkesine sahip çıkmaktır.
· Kimliğine , kültürüne , tarihine sahip çıkmak anlamına gelen milliyetçilik , dilinden , geçmişinden , töresinden kuvvet alarak bilimi ile tekniği ile ileriye yürümek demektir.Türkçeyi yok etmek gayreti içinde olup da milliyetçiyim diyen Türk milliyetçisi değil , olsa olsa İngiliz/Amerikan , yani Anglosakson milliyetçisidir ; amacı olsa olsa Türkiye Cumhuriyeti halkını Anglosaksona ilelebet köle etmektir.
· Okul ders kitapları bile İngiltere’den direk ithal edilir oldu.Yabancı okullar Lozan’a aykırı olduğu halde yenileri açılıyor , bazıları örtünüp , Türk okulu diye yutturuluyor.Kimse buna “ilericilik” , “Türkiye’yi 21.yüzyıla taşımak” , “Türkiye’yi dünyaya taşımak” diyerek ahlaksızca halkı uyutmaya çalışmasın.Hiç bir ileri ülke yabancı dille eğitim yoluyla ilerlemedi.Yabancı dille eğitim ve eğitim kapitülasyonlarını savunmak ve bu en büyük insanlık suçuna hizmet etmek ilericilik değil , en büyük gericiliktir , Türkiye’yi 100 yıl önceki bariz Batı sömürgeleri çağına , çok gerilere taşımaktır.Türkiye,sömürgelere ümit veren , örnek olan Kurtuluş Savaşı’nı bu günlere gelelim diye mi verdi ?
· Yabancı dille eğitim Türkiye’ye Hıristiyan misyoner okulları ile girmiştir.Yabancı dille eğitim yapan devlet veya Müslüman cemaat okulları İngiliz Hıristiyan misyonerliğine taşaronluk etmiş oluyorlar.Bunu bilmeden yapmış olduklarını iddia edecekler varsa işte artık biliyorlar,şerden hayra dönme zamanları gelmiştir.Bütün bu İngiliz misyoner tipli okullar derhal gerçek Türk okullarına dönüştürülmeli.İmtiyazlı taraflarını takviyeli yabancı dil dersleri vermekle koruyabilirler , ama bütün diğer dersleri Türkçe olmalıdır ki öğrenciler gerçekten bir şeyler öğrenebilsinler , ezbercilikten kurtulsunlar , kendine güvenle düşünebilir , sorgulayabilir duruma gelsinler.
· Nerde görülmüş ki hoca öğrenciye öğrenmekte olduğu bir yabancı dilde mesela derin bir fizik kavramını anlatıyor.Yahu insaf ! Bari çocuklarınıza acıyın.Çocuk , o kelime İngilizce ne demekti ? Sıfat mıydı , neydi ? Onu mu düşünsün , yoksa kendi ana dilinde bile anlamakta zorlanacağı derin fizik kavramını mı düşünsün.Bu yolla ne yabancı dil , ne fizik öğrenilir.Üstelik ana dil de unutulur.İşte onun için hiçbir aklı başında ülkede yabancı dilde eğitim yapılmaz , yaptırtılmaz.
· Çeşitli dillerin , kültürlerin var oluşu bütün insanlığın zenginliğidir.Her biri korunmalı , yaşatılmalı.Ben buna 1971’den beri “Kültürel Çevrecilik” diyor , çeşitli ülkelerde anlatıyorum.Bir dili yok etmenin kestirme yolu eğitim dilini yabancı dile dönüştürmektir.Yabancı dille eğitim “kültürel soykırım” dan başka bir şey değildir.Yabancı dille eğitimi desteklemek , dolaylı ve dolaysız yollardan sağlamak yalnız o ulusa karşı değil , insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.Herkes ona göre davransın.
Türkiye’nin kurtuluşu Türkçe’nin kurtuluşuna bağlıdır.Türkçe giderse , ne Türkiye kalır , ne Türk Dünyası , ne de Türk.(yani Türk Kültürü’ne mensup olanlar)

Acaba bizim gençlerden artık kaçı “Libya” nın Osmanlı “Fizan” ı olduğunu biliyor ; ya “Tripoli”nin “Trablus Garp” olduğunu? Çok uzaklara gitmeğe gerek yok: “Göreme” , “Kapadokya” (hatta Cappadocia) olmadı mı ? Behramkale resmen “Assos” , daha önceleri “Reşadiye” olan yer şimdi “Datça” değil mi ? Hatırlayan kim ?

Türkiye’de İngilizce eğitim dilli ilk Türk okulunun Türk Eğitim Derneği’nin Yenişehir Lisesi’nin (benim okuduğum okul) İngiliz/Amerikan parmağıyla “Ankara Koleji” ne 1954’de dönüştürülen okul olduğunu kaç kere yazdım.

Türkçemize sahip çıkmanın , onun için de en başta yabancı dille eğitime karşı durmanın artık bir hayat-memat , ölüm-kalım meselesi olduğundan kimsenin şüphesi kalmasın.

Türkçe olmadan Türk Kültürü olmaz ,

Türk Kültürü olmadan Türk Kimliği bulunmaz ,

Kimliksizin öz güveni , özüne itibarı yoktur ,

Özüne itibarı olmayanın haysiyeti olur mu ?

Türk dediğin haysiyetsiz yaşamaz.

Dünyada gelmiş geçmiş en büyük medeniyeti kuran kimlerdir , biliyor musunuz ? Şu an Çin sınırında , fiziken de katliamdan , soykırımdan geçirilmekte olan Uygur Türkleridir.Uygur Türkleri , binlerce yıl evvel , o zamanın çok yüksek teknolojisini , o zamanın bugünler için de hayret verici felsefeyi ve bilimleri icat etmişlerdir.Bu gelişme zamanla ondan sonraki Türk Devletleri’ne geçmiş,ondan sonra İslamiyet’in kabulu ile bu medeniyet , bu Asya Medeniyeti , bu derin ve köklü medeniyet , İslam Dünyası’na getirilmiştir.Biz bunları Araplar’dan , Farslar’dan almış değiliz , haberiniz olsun ! İslam Dünyası’na da getiren biziz.

Eğitim

Eğitim, bir takım dershanelere yazılmak , ilk , orta , liseye gitmek , paran varsa velilerin büyük fedakarlıkları ile özel okullara yazılmak , not almak , dershanelerde nasıl not alınacağını öğrenmek , ondan sonra alfabe çorbası gibi isimleri bir takım sınavlardan geçmek , konuyu hiç anlamadan , a-b-c hangisini işaret edileceği taktiklerini öğrenerek , diploma almak , ondan sonra da yatmak ve her fırsatta memleketi satmak , değildir.
Eğitimin gayesi ,insanı,kendisi ve toplumu, halkı,milleti için değer yaratacak düzeye getirmektir.
Eğitimin ikinci gayesi ise , bir milletin geçmişiyle geleceği arasında köprü kurmaktır.Yoksa geçmişine bir makas atıp ondan sonra toplumun köksüz , darmadağın bir kuru kalabalığa dönüşmesini sağlamak değildir.

Şimdi bizdeki eğitim sistemine bakalım: Eğitimden herkes şikayetçi.Ben eğitimden şikayetçi olmayan birine rastlamadım.Öğrenci şikayet eder,üniversitedeki şikayet eder,veli şikayet eder,öğretmen şikayet eder,herkes şikayet eder ve herkesin şikayet etmesi normaldir.Eğitimdeki keşmekeş inanılmayacak bir seviyededir.

Peki bu eğitim Türkiye’de hep böyle miydi ?

Hayır efendim! 1953’e dek Türkiye’deki orta,lise eğitim düzeni , dünyada sayılı (Fransa,Almanya
,Rusya,Japonya) birkaç eğitim düzeninden biriydi.Şimdi insanın inanası gelmiyor değil mi ? Ama evet , öyleydi.Türk yurtta , liselerin sayısı pek fazla değildi ama , öğretim evsafları , bu günkü pek çok üniversiteden üstündü.Eğitim dili İngilizce olan bir tek Türk okulu yoktu.Olamazdı da.Atatürk,Osmanlı Devleti’nin son yıllarında sayıları birkaç bine varan Hıristiyan misyoner okullarını kapatmıştı.Çoğu Amerikan olan bu okullar örn.Robert Koleji,Bulgar isyanını çıkartanları ve yeni Bulgaristanın ilk dört başbakanını yetiştirmiş , Kurtuluş Savaşı’nda düşmanın beşinci faaliyetlerine yataklık etmişlerdi.1953’e kadar “kolej” lafının , misyoner okulu anlamına geldiğini tüm kamuoyu bilir , buna tepki gösterirdi.Lozan’da bir türlü kapatılamayan birkaç yabancı okul bugün hala Hıristiyan misyoner okullarıdır.

1953’e dek, Türk okullarında , tüm dersler , üstün vasıflı öğretmenlerce , Türkçe olarak verilir , öğrenci , konuları derinliğine öğrenir , en önemlisi , sorgulamayı , muhakeme etmeyi , düşünmeyi öğrenirdi.Bugün bunlardan da eser kalmamıştır.Amerikan , İngiliz danışmanlarının , ve onların güdümünde olanların marifetiyle , önemli dersler seçmeli derse dönüştürülmüş , a/b/c diye doğru cevabı işaretleme türü sınavlarla düşünme yeteneği köleleştirilmiş , dershanelerde böyle sınavları geçmeyi öğrenen ezberci kitleler oluşturulmuştur.En kötüsü , devlet eliyle , sonra cemaatlerce , sonra da kar güden eğitim akbabalarınca , eğitim dili İngilizce olan sayısız “kolej” ler , benzeri Anadolu (yani Roma eyaleti “Anatolia”) Liseleri , dahası Anadolu İmam-Hatip Liseleri (!) [İngilizce konuşan , İngiliz Müslümanları mı yetiştireceklerdi !!! ] açıldı.
Açık söyleyelim , milletimize 47 yılda yutturulan bu oyun , “yabancı dille eğitim ihaneti”, kendi öz kaynaklarımızla kendimize yaptırılan İngiliz Misyonerliği demektir.Yabancı dille eğitimde ne yabancı dil , ne de anlayarak , ezbersiz bilim/fen öğrenilir , üstelik öğrenci Türkçe’yi de unutur , milli kültürünü kaybeder , dedesini İngiliz huliganı (magandası) zannedip dükkanının üstüne İngilizce levha asar.İşte , bir millet böyle köleleştirilir,sonra kısa sürede adı tarihten bile silinir.

Bizim zamanımızda (1953’e dek) ortaöğretim harikaydı.Nerden biliyorum ? O eğitimle gidip Amerika’nın en iyi üniversitesinde, ve Ankara’da tüm dersleri Türkçe olarak okuduktan sonra gider gitmez üç sene atladım.”İmtihanları veririm ,biliyorum ben bu konuları” dedim.Bizim sınıftan yarısı yapabilirdi aynı şeyi ; şimdi kimse yapamaz , İngilizce eğitim gördüğü için.Anlamaz ki ! Ezberliyor gidiyor.Bizde çok iyi bir eğitim sistemi vardı , bunu kasıtlı olarak bozdular.

Hazırlık Sınıfı

Hazırlık sınıfı diye bir olay dünyada yok biliyor musunuz ? Bunu benden başka söyleyen , yazan da nedense olmuyor.Hazırlık sınıfı kim için var biliyor musunuz ? Mesela bir yabancı öğrenci bir ülkeden geliyordur , yabancı ülkede o öğrenci için hazırlık sınıfı vardır.Her ülkenin eğitim dili kendi dilinden olduğu için , İngilizce’de bilse işe yaramaz o ülkede; dolayısıyla o ülkenin dilini öğrenip derslerine girebilmek için önce altı ay , bir sene “hazırlık sınıfı”.Şimdi Türkiye’de neredeyse her düzeyde , her okulda hazırlık sınıfı var.Dünya garabeti bir durum.Ama bundan ne sonuç çıkar biliyor musunuz ? Demek ki , Türk öğrenci kendi yurdunda yabancı öğrenci durumuna düşürülmüştür…

Batı’lıyı Tanıyalım

Amerikalı kovboy bozuntusu bana gelse , o üstüne cila çekilmiş İngiliz huligan bozuntusu bana gelse , bana böyle insan hakları dersleri vermeye kalksa , gayet basit , ona gülümseyerek , bir iki çift laf ederim.Eğer İngiliz ise “Ee, sizin İrlandalılar nasıl bugünlerde ?” vb.. derim.
İngilizler’in yapmadığı soykırım kalmamıştır; 200 sene İrlandalıların anasını ağlatmıştır.Üstelik,onların dilini yok etmiştir.Ama o kahraman millet ki , Sultan Abdülhamit Han , onların başı dertte iken , ta oralara kadar onlara yardım etmiştir ; bunu da Türkiye’de pek kimse bilmez ve İrlandalılar Türkler’in bu yardımını unutmamışlardır.

Fransız gelse , “Ee , sizin Cezayirliler nasıl ?” derim.

Amerikalı kovboy gelse , (Kovboyun Türkçe tercümesi ‘inek oğlan’ demek) “insan hakları…” diye başlasa ,kendisine hatırlatacaklarımız olacaktır.Kızılderililer de bu kovboylar tarafından 1860’larda inanılmaz katliamlara uğratılmış ve hiç kendileri ile harp bile etmeyen gariban kabilelere yardım yapıyoruz diye çiçek hastalığından ölmüş hastaların üzerinden topladıkları battaniyeleri vermişlerdir.Vahşete bakın ! [Kızılderililer de bizim akrabalarımızdır hiç şüpheniz olmasın.]

Bugün Amerika’nın büyük kısmı (Kolorado,Nev Meksika,Kaliforniye,Arizona vs.) Meksika’dan çalınmıştır.Meksika’nın şerefi ve haysiyeti olan bilim adamları bana vaktiyle dediler ki , uydu ile bilmem ne yapacaklar , Amerika demiş ki : “Siz kendi kendinize ne uğraşıyorsunuz ? Biz size yardım ederiz” deyince , o Meksikalı bilimciler “Aman ha , sakın bize yardım etmeyesiniz !” demişler.Biliyorlar başlarına gelecekleri.

Ben senelerce , yalnız Amerika değil , Avrupa , Asya , bir çok ülkede her türlü faaliyette bulunmuşum.Ve bu adamların en tepeden en aşağısına kadar ciğerini tanımışım.Amerikalı bana soruyor “Bizim ciğerimiz nedir , anlat” (Övünmek gibi olmasın o derece nüfuz etmişim işe…) Ben de diyorum ki “Yok ki , nesini anlatayım ?”

İnsan hakları dersi verip de , mesleği soykırım/katliam olan milletlerin ( Rusya’sından tutun da Amerika’sına kadar) bütün bunların derdi nedir biliyor musunuz ?

“Endülüs’ü sildik , bu Türk ve Müslüman lafını Anadolu’dan söküp atamadık ama , 2000’in sonunda bu işi bitireceğiz.” İşte bütün dertleri budur.Ama , düşmanının senin hakkında gerçekten ne düşündüğünü bilirsen , bazen bunu görmezlikten gelip , sen onunla her türlü alışverişi yaparsın.Ama böyle sırıtarak , yılışarak , aman efendim Amerikalı gelmiş , Avrupalı gelmiş , bir aşağılık duygusu içinde olmaz.

 

Temel Sorun

En temel sorun , 1838’den başlayarak , önce yavaş yavaş üst tabakadan başlayarak , son yıllarda iyice hızlanarak , bütün milletin içine işletilmiş aşağılık duygusudur.Bunu nasıl yaptılar ?
Eğitimle…
Bir milleti tarihten silmenin yolu , ana okuldan başlayarak , ülkenin ana dilinden başka bir dille eğitim yapmaktır.
Romalılar da bunu keşfetmiş.Romalılar,gidiyor,kuzedeki Keltler’in ülkesi , bugünki Fransa’yı işgal ediyor.Jül Sezar , burayı fethediyor ama , sonrasında ömür boyu bunların isyanları ile meşgul oluyor.Roma bir türlü rahat edemiyor.Bunlardan bıktık usandık,bunlar bir türlü adam olmuyor.Keltliklerinden vazgeçmiyorlar diyorlar.Roma’da senato toplanıyor ve çare arıyorlar.Bir tanesi diyor ki “Gidip hepsini keselim “. Olur mu diye itirazlar yükseliyor.İtiraz sebebi merhametlerinden değil , “Gücümüz ve zamanımız yetmez” diye itiraz ediyorlar.Pratik olmadığı için yapmıyorlar.”Askeri açıdan sürekli işgal altında tutalım” teklifi de rağbet görmeyince, bir senatör yeni bir teklifte bulunuyor ve diyor ki , “Onları Latince yokuşuna sürelim.”
“Latince bilmeyen adam değildir propagandası yapalım.Eğitim dilini Latince yapalım.Sonra bunlar dilini unutur , dili giderse her şeyi gider.Bir nesil sonra bunlar Latin tavşanlar olurlar.”
Bu teklif çok mantıklı geliyor.Öyle ya çok pratik..”Bunları kesersek , köleliğimizi,hamallığımızı yapacak adam kalmaz.Enayi miyiz? Bunları evcil Latince tavşanlar yaparız , olur biter.”
Nitekim bir nesil sonra iş bitiyor…
Ama kadere bakın ki , bizim atalarımız Hunlar,Cermenler’i önlerine katıp geliyorlar ve Romalılar’ın işi bitiyor.Çünkü Cermenler’i Latinleştirememişlerdi.

Ya Biz?

Bizim , 10 bin yıllara uzanan şerefi bir tarihimiz var ; büyük medeniyetler kurmuşuz , daha 50 sene öncesine kadar neler başarmışız..Çok eski değil , ben lisedeyken bu milletin köklü uygarlığının duygusu ve Kuvayi Milliyet ruhu vardı.Yani şimdi biz bunu yapamayacak mıyız ? Bu sefer de bu İngiliz’in 1953’ten başladığı bu oyuna , böyle eyvallah deyip , onun propagandasına milletçe kanıp adımızı tarihten mi sildireceğiz ?

Adam Türkiye’de , Türk şirketi , eleman arıyor ; İngilizce ilan vermeye başladılar , 70’lerde…Milletimiz,”Ha,İngilizce öğrenmezsem iş bulamam , dosdoğru iş yapamam” havasına kastan sokuldu.Bu ilanları verenler de her halde cahillikten vermedi.Bu ilanları verenler ,bu oyunun bir parçası olarak ,ihanet içerisinde bulunanlardır…

Türkiye’nin Geleceği

Ben bunların kaç tanesine doktora yaptırdım , çaka çaka zor bela yapanları dahil…Şimdi Avrupa’da bunlar “büyük adam” oldular.Bunların aklı eriyorsa , elhamdülillah bizim de eriyor.Hallederiz,merak etmeyin,korkmayın!

Roma’dan , İngilizler’in yaptığından sonra , Fransızlar aynısını Cezayir ve Tunus’ta yaptı.Bugün Tunus’ta Arapça kalmamış.Havaalanında adama soruyorum : “Nerelisin?” Tipinden anladım tabii adamın Cezayirli Arap olduğunu.Diyor ki : “Ben Parizyen,Parisli’yim , Fransızım, kem küm…”
Güya Fransızca konuşuyor , Tarzan Fransızcası…
Biz de diyoruz ki , Fransız mı görmedik ? Adama bak ya ! Kendini Fransız zannediyor.
Vay anasına ! Niye ? Çünkü Fransızlar orada Arapça eğitimi yasaklamışlar , hepsi anaokulundan itibaren , yani Osmanlılar’dan koptuklarından beri , Fransızca eğitime zorlanmış…Bu medeni geçinen , insan hakları savunucusu yapıyor bunu…Osmanlı yaptı mı böyle bir şey ? Çekildi..Hepsi kendi dilinde duruyor.Fransızlar oraya gider gitmez , tak ! Hemen kendi dilinin yerine Fransızca…
Antakya’yı aldıkları zamanda öyle yaptılar.Atatürk orayı tekrar aldı ve eğitimi tekrar Türkçe yaptı..Dikkat edin ! İngilizce yapmadı.İşte bu Fransızlar böyle yapmış Cezayir’de , Tunus’ta , Arapça kalmamış…Bitmiş…Gazeteler Fransızca , TV Fransızca , millet Fransızca konuşuyor , çat pat bozuk bir şekilde …

İşte Batılı için , İngiliz için güzel teknik ! Bir ülkenin dilini , eğitimini yabancı dille eğitime dönüştürürsen , bir nesil sonra iş bitiyor.Ondan sonra köle ruhlu,aşağılık kompleksi içinde kıvranan,ülkesi satılan…Özelleştirme ayağına satılan (Atatürk’ün kazandırdıkları neredeyse bedavaya veriliyor!) sonra topraklar satıldı , hazine arazileri gitti.Millet hala da alışverişte!
Şimdi Eskişehir’de,Kırşehir’de , Niğde’de 10 binlerce dönüm arazi yabancı şirketlere satılmaktadır.Ve tek ürün yetiştirecekler.Patates.Ve bunu Amerika Porto-Rico’da yaptı,Filipinler’de yaptı.Ahalinin topraklarını elinden aldı,tek ürün yetiştirdi.Sonra o milletin kendi yiyeceğini yetiştireceği bir karış toprağı kalmadı ve millet aç kaldı.Bunu kim yazıyor,oranın okur yazar adamları yazıyor,daha yeni okudum,isteyen varsa gösteririm.Bizde kuru sıkı laf yok ; hepsinin arkasında dururuz.

ATA BORCUMUZ !

Selçuklular’dan beri , Ankara Kalesi’nin dibinde yatan Varna Gazisi dedelerim , Bulgaristan Fatihi Sultan 2.Murat ‘ın sonradan damadı olan Karacabey atalarıma , Onlara , bizim için kan döken şehitlerimize , gazilerimize , milleti kurtaranlara , İstiklal Savaşı’nda yedi düvele karşı beş parasız , o şartlar içinde çarıksız mücadele eden ve bu milleti kurtaran atalarımıza , babalarımıza ve büyük Atatürk’e , bizim boynumuzun borcu var arkadaşlar !
Büyük Türk Milleti,satılmış birkaç kişinin,gelen nesillerimizi,milletten habersiz,milletin egemenliğini taşıyan,taşıması icapeden Meclis’ten bile habersiz,Türk Tarihi bilincinden , yüce Türk dilinden,şerefli bir istikbalden mahrum etmesine nasıl izin verebilir?İzin vermemeliyiz.Vermeyeceğiz.
Bunların bir tanesi olduğu zaman , mesela şu 5-6 yaşındaki çocuklara İngilizce eğitim zorunlu kılınıyor ve de altında yazıyor nasıl yapılacağı : bunlar diyor İngilizce şarkı söyleyecekler.Ben size garanti ediyorum ki , o söyleyecekleri şarkılar Hıristiyan misyoner şarkıları olacaktır.İngilizce müsamereler yapacaklar.İngiliz dili sevdirilecek.Yani parantez içerisinde Türk dilinden de soğutturulacak,Türkçe unutturulacak.Ne kimse yazıyor , ne tartışıyor kimsenin haberi yok , dert edinen yok halbuki bu kadar önemli bir karar.Türk’ü tarihten silecek karar , sessiz sedasız alınıyor.Burda ahalinin yapması gereken onlara faks yağdırmaktır,telefon,elektronik posta yağdırmaktır.Bu bile yeter.Çünkü bunlar korkak adamlardır.Bunlar karanlıklarda dolaşırlar.Işık vurduğu anda saklanacak delik ararlar.

Türkiye’de her şeyin sahtesi vardır.Herşeyin sahtesi Amerika’nın , İngiliz’in “kültür mühendisliği” dediğim oyunları ile türettirilmiştir.Ama hepsinin hakikisi de vardır.Hakikiler süründürülse bile , iş başına getirilmese bile onlardan çok vardır ! Bunu unutmayın !
Oyunlara Dikkat !

İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nden olduğu belli bir zat çıkar , “ Aman efendim,Oktay Bey,ben size katılıyorum ama…Yani çocuklarımız İngilizce öğrenmesin mi ?” der.Be adam,bir kere,herkesin İngilizce öğrenmesiyle adam mı olunur ? Eğer İngilizce bilinmesiyle adam olunuyorsa,Amerika’da tarzanca,250 kelime İngilizce bilen , ama perişan durumda yüz binlerce gariban zenci var.Yazık.Ne haldeler ? O zaman onları da getir,burada,İngilizce biliyor diye ortaya çıkar.

Ha ! Yabancı dilleri bilmek faydalıdır.Ayrıca zevklidir.Ben çok severim.Her gittiğim ülkenin dilini biraz öğrenirim.Bayılırım.Yeni bir ufuk açılır.Bizde bir takım laflar vardır.Dikkat edin,bunlar oyundur.”Bir dil bilen 1 kişi , 2 dil bilen 2 kişi” derler , “sen niye yabancı dile karşısın?” derler.Hayır kardeşim,ben , isteyenin,ihtiyacı olanın,gereken yabancı dilleri bilmesine karşı falan değilim elbette.
Yabancı dilleri öğrenmek başka , Türk Milleti’ne Türkçe’yi unutturmak başka.Adam ana dilini bilmiyor,Tarzanca biliyorum diye ortalığa çıkıp bir de kasılıyor…İnsaf yani…

50 senedir İngiliz-Amerikan oyunları ile ve bunların buradaki yardakçıları , satılmışları,kimisi o kılıkta,kimisi bu kılıkta,etki ajanı adamlar tarafından bu işler körüklendi ve milletin beyni yıkandı.Aynı Ruslar’ın Azerbaycan’da , Özbekistan’da yaptığı gibi.Millet işi gücü bıraktı , kaymakamı, şusu busu hepsi , milletvekili,falanı filanı , İngilizce kursuna gidiyor.Adam bir iki yıl mesleği bırakıyor.Adam fizik alanında doçent olmuş…Keman çalmak gibi bir şeydir , matematik,fizik…Bunları bir ay bıraktın mı , gacur-gucur etmeye başlar.Bunu iki sene bırakıyor,neymiş efendim,İngilizce kursuna gidilecekmiş,İngilizce sınavını geçmeden doçent olunmazmış.Öbürü terfi edemezmiş..İnsaf ! Sen önce kendi mesleğini bil ! Sen matematik biliyor musun ? Bilim dalı İngilizce falan değildir , bu zıpırın dilinden bilim dili mi olur ! Bilim dili matematiktir.Eğer bilim diline yakın bir dil aranıyorsa , bu Türkçe’dir.Bunu,bütün dilbilimcileri itiraf ediyor artık.Matematiğini,bilgisayarını öğren,her sahada ilerlersin.Program yazmayı öğren,tarihini öğren,batıyı öğren,doğuyu öğren,nerede ne iş yapacaksan oranın dilini öğren !

Çin

Şimdi Çin koskoca bir kuvvet olarak yavaş yavaş , sessizce ortaya çıkmaktadır.Türkiye’de Çince bilen kaç kişi var ? Bunlarla iş yapacaksın.Amerika en büyük kuvvetmiş ! O kendine öyle diyor. “Sovyetleri batırdım,bir tek ben kaldım ” diyor.Zaten öyle diyen hep batar.O da içinden çöküyor.Arada Çin almış başını sessiz sedasız gitmektedir.Adamlar teknolojide ilerliyor, son sürat çalışıyorlar.Duman attırıyorlar ortalığa…Çince bilen uzmanlar yetiştir. (Soykırıma uğratılmakta olan Uygur kardeşlerimizi de unutma.Nerde hani insan hakları?)

Güney Amerika

Koskoca Güney Amerika var.Milyonlarca insan,büyük bir Pazar…Hepsi İspanyolca konuşuyor,İngilizce’yi hiç takmazlar.Oralarda iş yapalım.İspanyolca bilen uzmanlar,tercümanlar yetiştirelim.

Ortadoğu

Koskoca Ortadoğu duruyor,bütün kaynaklar,bütün pazar yeri orada; koskoca Türk Dünyası duruyor,bütün kaynaklar orada,sen bütün bu imkanların ortasında oturuyorsun,hepsiyle de tarihi-kültürel bağların var,bunlar dururken birileri diyor ki , illa Avrupa Birliği…

Bizim kadar önünde büyük fırsatları-imkanları olan bir millet daha yok.Asya’nın , Avrupa’nın , Ortadoğu’nun , Türk Dünyası’nın göbeğindeyiz.

Yabancı Dil Öğrenmenin Yolu

Yabancı dil öğretiminin her ülkede bir usulü var.Yabancı dil , yabancı dil dersinde öğrenilir.Belli bir uzmanlık dalıdır , bunun öğretmeni bu şekilde yetiştirilir.Orada haftada 10 saat derse gidersin.Ben de öyle öğrendim.Allah’a şükür Türkiye’de hiçbir yabancı dille eğitim görmedim.

Bakın,şimdiye kadar bu memlekette,hatta teklif ettikleri zaman vaktiyle ODTÜ’de , Boğaziçi’nde,Yıldız’da “Şu semineri İngilizce yapıverir misiniz hocam , şu dersi İngilizce veriver” dedikleri zaman , dedim ki , “Allah Korusun ! Ben bir Türk çocuğuna,bir Türk okulunda,bir Türk olarak İngilizce konuşacağım ha ! Siz ne yaparsanız yapın, ben o kadar şerefsiz değilim !”
(Yabancılarla,yabancı dilden konuşursun o başka.)

Aklı başında hiçbir ülkede yabancı dil , kendi dilini bırakıp da bütün dersleri başka bir dilden anlatmak suretiyle öğretilmez , bunu bilesiniz ! Böyle okulları kuranlar , buna alet olanlar , buna çocuğunu gönderenler , bunların hepsi (Bilmiyorduk diyorsanız şimdi biliyorsunuz) bu millete ve kendine ihanet etmektedirler.Bu,milletin istikbaliyle oynamak demektir.Ayağınızı denk alın !

Ve Kurtuluş

Bunları bilin , öğrenin.Bilenler bilmeyenlere anlatsın.Ve bu iş dalga dalga yayılsın.Ve bu ihanetten,tarihin bu en korkunç kültürel soykırım tehlikesinden kendimizi kurtaralım,tarihte bize yakışır şerefli yerimizi yeniden alalım;kendimizi toparladıktan sonra , Türk dünyasına yardımcı olalım , İslam dünyasının sömürgelikten kurtulmasına ağabeylik edelim , ondan sonra da bu soykırım meraklısı , medeniyetsiz , hunhar Batı’ya insanlığı bir daha öğretelim…

Prof.Dr. OKTAY SİNANOĞLU

 

Hakkında Emrealizm

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>